İNSAN DÜŞÜNEN VARLIKTIR.

7 Mayıs 2013 Salı

GÜNÜN ANLAMI

Bir insan ne kadar kendi içinde derine giderse, o kadar olgundur. 
Kendi varlığının tam özüne ulaştığında, mükemmelen olgunlaşmıştır.
Fakat o anda kişi kaybolur, yalnızca mevcudiyet kalır. 
Benlik kaybolur, yalnızca sessizlik kalır. 
Bilgi kaybolur, yalnızca masumiyet kalır.

Osho

Bir insan ne kadar kendi içinde derine giderse, o kadar olgundur.

Kendi varlığının tam özüne ulaştığında, mükemmelen olgunlaşmıştır.

Fakat o anda kişi kaybolur, yalnızca mevcudiyet kalır.

Benlik kaybolur, yalnızca sessizlik kalır.

Bilgi kaybolur, yalnızca masumiyet kalır.

Osho

1 Mayıs 2013 Çarşamba

RAKI


“İçelim, ab-ı hayat neşe versin bedene allah rahmet eylesin rakıyı icat edene artsın eksilmesin, taşsın dökülmesin allah bizi meyhanesiz memlekete düşürmesin”
“AMİİİİİİİİİİNNNNNN”
Naralarıyla başlar güzel bir rakı-roka muhabbeti. Kanatlar mangalda pişer, masada ezine ve tulum peyniri, paprika, haydari, ananas (deneyin ııığğ iğrenç demeyin retro meze), çay… Çay’ı ben su yerine rakının yanıda içerim, galiba gizli adanalılık var damarlarımda… Bir yudum daha rakıdan çeker ve yeteri kadar içtikten sonra şu dizeler dökülür dudaklarımdan…
Sarhoşum…
Sarhoşum…
Sarhoş.
Caddenin Göbeğine Oturmuşum,
Aklıma Eserse Sırt Üstü Yatabilirim
Nara Atabilirim,
Kem Gözler Umrumda Değil,
Ben Kendi Gözlerimden Kurtulmuşum…
Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun güzel dizeleri, ne zaman içsem kafam kıyak olsa hemen bu dizeler aklıma gelir… Bir off çektirir içen herkese… ama hüzünlendirmez, masadaki keyfi asla kaçırtmaz… ve gecenin ilerleyen saatlerinde dilin kemiği yok Neyzen Tevfik gelir oturur masaya şu dizeleriyle…
Be Hey Dürzü
Ne ararsin TANRI ile aramda!…
Sen kimsin ki orucumu sorarsin?
Hakikaten gözün yoksa haramda
Basi açiga niye türban sorarsin?
Raki, sarap içiyorsam sana ne.
Yoksa sana bir zararim, içerim.
Ikimiz de gelsek kildan köprüye,
Ben dürüstsem sarhosken de geçerim
Esir iken mümkün müdür ibadet?
Yatip kalkip ATATÜRK’e dua et.
Senin gibi dürzülerin yüzünden,
Dininden de soguyacak bu millet
Isgaldeki hali sakin unutma.
ATATÜRK’e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan yine çikardin amma
Baban kimdi bilemezdin serefsiz.
Şerefsiz kısmını bağırdıktan sonra rakıdan bir yudum daha alıp masaya yavaşça çarparsın kadehi… Çoşkunu kimse durduramaz… Sonra küfürler tektek savrulur sağa, sola :D Selanik kadehleri çıkar, 2 tur hızlı selanik kadehiyle dönersin , bizde adettendir Yeni yetmeler ve kız çocukları için değildir… Necip Mirkelam oğlunun dediği gibi…
Eşek içince zırlar,
Köpek içerse hırlar
Kedi içse tırmalar,
İnsanlar’adır rakı.
Al kadehi eline,
Dokun gönül teline,
Muhabbet alemine,
Bir merhabadır rakı.
Adabı, erkanı var,
Zamanı mekanı var,
Kimin ki iz’anı var,
O na şifadır rakı.
Gönül dargınlarına,
Vefa kırgınlarına,
Hayat yorgunlarına,
Haza devadır rakı.
Mirkelamoğlu der ki:
Had bilmezsen eğer ki,
Öyle rüsva eder ki,
Başa beladır rakı.
Masadan kalkmadan Nazım’ı hatırlayalım… Kimler için olduğunu Necip Mirkelamdan öğrendik,  Nasıl içileceğini Nazım anlatsın…
Nazım Hikmet demiş ki “RAKI !!!  Bu meret öyle bir merettir ki, acıyla içilir, tatlıyla içilir, neşeyle içilir, ağlayarak içilir, kavunla içilir, peynirle içilir, ikisi beraber çok güzel içilir yemekle içilir, mezeyle içilir, suyla içilir, susuz içilir, sodayla içilir, şalgamla içilir. Ama işte,bir tek salakla içilmez. … “
Son olarak Atatürk Neyzen Tevfik’i Çağırmış iyi içiyor diye…
Hal hatır sorduktan sonra, “iyi içermişsin sen Tevfik bir isteğin var mı ?” demiş
Neyzen demiş ki, “Paşam Karnım biraz aç. Bir kilo rakı ,  bir somun ekmek ve bir tencere istiyorum” demiş
Paşa şaşırdıktan sonra istediğini yerine getirtmiş,
Neyzen bir kilo rakıyı tencereye döküp, üstüne ekmek doğramış,
ve çala kaşık yerken paşada şaşkınlıkla Neyzeni izlemiş.
Neyzen bitirince “Paşam şimdi karnım doydu içmeye başlayabiliriz” demiş
İçtik güzelce tüm gece, Allah rahatlık versin herkese….

29 Nisan 2013 Pazartesi

Sen üç yanlış bir doğru etmezsin dostum!



Erol Anar
27.04.2013
Thomas Hobbes’in popülerleştirdiği “İnsan insanın kurdudur.” (Homo Homini Lupus) sözünü çok severim. Bence bu güneşin altında, insanı bundan daha iyi açıklayan bir söz daha söylenmemiştir.

Bir fıkra duymuştum:

Cehennemde yeni bir zebani işe başlamış, işinin ilk günü olduğundan her şeyi soruyormuş.
Bakmış bir derin çukur başında beş zebani bekliyor.

“Bu ne demiş?”
Diğer zebani cevap vermiş: “Burada hep Almanlar var, yukarıya tırmanıyorlar, oradaki zebaniler de tırmananı tekrar aşağı atıyor.”
Biraz daha ilerlemişler bir çukur daha. Başında üç zebani bekliyormuş.
Diğer zebani: “Sormadan söyleyeyim burada da Fransızlar var. Oradaki üç zebani çıkanı aşağıya atıyor.”
Az daha ilerlemişler.
Bir çukur varmış diğerleri kadar derin olmayan bir çukurmuş bu. İşe yeni başlayan zebani sormuş:
“Yahu bu çukurun başında niye kimse beklemiyor?”
Öteki zebani cevap vermiş: “Burası Türkler'in çukuru biri tırmanmaya çalışınca, diğerleri aşağıdan çekiyor.”

Fıkrada Türkler olarak geçiyor, ama ben bunu Türkler, Kürtler, Çerkesler, Lazlar, Gürcüler vb... olarak anlıyorum. Çünkü bu coğrafya insanlarının davranış özellikleri son derece benzerlikler gösteriyor.

***

Bizim insanların gözlerine baktığınızda kırk tilki görürsünüz. Gerçekten dedikleri gibi, kırk tilki gezer de gözlerinin içinde, kırkının da kuyruğu birbirine değmez.

Evine gidersin “hoş geldin” der, ama yine gözlerinde tilkiler görürsün, kapıdan adımını attığın an pişman olmuşsundur gittiğine.

Bir arkadaşım var, benden yaş olarak çok büyük.Bir gün yaşadığı Köln’den gelmişti, bana da uğradı,  görüştük. Şöyle demişti aynen: “Erol, torunum bile çantamı karıştırıyor, bu Almanya’dan gelmiş, para vardır bunda diye.”

İsviçre’nin Lozan kentinde yaşayan arkadaşım Deniz, memleketi Antep’te bulunan akrabalarını ziyaret eder. Birçok da hediye götürmüştür giderken. Akrabaları hediyeleri elleriyle iterek, şöyle derler:

“Boşver hediyeyi. Para yok mu, sen paradan haber ver.”

Deniz şaşkındır, onların gözlerine baktığında bir sürü tilkiyi görür.

Sen kimsin dostum? Gerçekten bilmek, tanımak istiyorum seni. Gözlerinde neden bunca tilki dolaşıyor?

Bu sözlerimi hiç üstüne alınmadığını biliyorum, ama bu defa kaçacak yerin yok dostum, senden bahsediyorum evet senden...

***

Evde diktatör, işyerinde köle, sosyal ortamlarında ise sözde eşitlikçi, özgürlükçüsün. Evinde çocuklarına, eşine karşı acımasız ve bencilsin. İşyerinde herşeyi sineye çekecek kadar zavallı ve acınası bir varlıksın. Derneklerde, sendikalarda, odalarda, partilerde sen varsın. Özgürlüğü, demokrasiyi, şeffaflığı dilinden düşürmezsin. Oralardan çıkıp evine girdiğinde, bir anda kurt adam gibi değişir ve baskıcı, yasakçı bir tirana dönüşürsün.

Demokrasi ve demokratik kelimelerini ağzından düşürmezsin de, nedense bunu bir türlü günlük ilişkilerine uyarlamazsın. Herkes, “emperyalizm ve dış odakların yanlısıdır.” senden başka. Bir tek sen doğrusundur, herşeyi sen bilirsin.

Sana göre gidilmesi gereken tek doğru yol vardır, o da senin gittiğin yoldur. Bu yüzden otoriteni kurduğun yerlerde, farklı düşünceleri dile getirenleri suçlarsın, susturursun.

Senin de devlet gibi resmi ideolojin var dostum.

***

Sen hangisisin? Hepsi birden mi? Yoksa üç yüz yüzünden hangisi daha çok sensin? Sen üç yanlış bir doğru etmezsin dostum. İşte bu sensin.

Emekten çok söz edersin de, fırsat bulduğunda insanların emeklerini yargılayıp bir kalemde çizip geçersin.

Otoriteye karşı çıkarak otorite olduğunda, hemen kılıcını insanların kafasına vurursun.

Evde eşini döversin, aynı zamanda 8 Mart’tada sosyal medyadan kadınların gününü kutlamayı ihmal etmezsin.

En hümanist sensindir, senin yanında kimsenin hükmü bile okunmaz, o kadar hümanistsindir ki, en küçük düşünce farklılığında en yakınındaki insanı gözünü kırpmadan ipe gönderirsin.

Yanındaki insan ayağı takılıp yere düştüğünde, ilk tekmeyi atan da sensin.

“Ben böyle biri miyim?” dediğini duyar gibiyim. Bunu lütfen bana değil de, iş yerindeki, partideki, dernekteki, sendikadaki arkadaşlarına ya da bir zahmet kendi eşine ve çocuklarına sor. Onlar sana gerçekte kim olduğunu söyleyeceklerdir.

O kadar küçülüyorsun ki zaman zaman, mikroskobun altına koysalar seni, eminim görünmezsin.

Ne yazık ki sen üç yanlış bir doğru etmezsin dostum! Her ne kadar burnun büyük olsa da, kendini çok farklı yerlere koysan da ne yazık ki sen işte busun!